Dark Charade

[Part I]
Bölüm I

I’ve been dredging the lake of my soul,
Ruhumun gölünün dibini tarıyordum,

For a place I’ve never been.
Hiç olmadığım bir yer için.

Scattering the last of my thoughts,
Düşüncelerimin sonunu savuruyordum,

To capture a whim.
Bir hevesi ele geçirmek için.

Oh, filled my lungs to limit.
Oh, akciğerlerimi limite doldurdum.

And found out why we stay in denial.
Ve neden hala inkarda kaldığımızı buldum.

On this unclimbed stairway,
Bu tırmanılamayan merdivende,

Watching life go by.
Hayatın kaçıp gittiğini izliyorum.

I’ll make it easier on those of us;
Bunu bizlere daha kolaylaştıracağım;

Who don’t know that I am still here.
Neden hala burada olduğumu bilmeyenler için.

Imagining dial-tone schemes…
Telefon çevirme sesini hayal ederek…

Dial-tone schemes…
Telefon çevirme sesini…

When I lost myself in the dark charade…
Karanlık sessiz sinema oyununda kendimi kaybettiğimde…

But I promise, my performance was flawless.
Ama söz veriyorum, performansım kusursuzdu.

I lost myself in the dark charade…
Kendimi karanlık sessiz sinema oyununda kaybettim…

And I swear, I’m far more crazy than the rumours make me out to be!
Ve yemin ederim, söylentilerin beni olduğumu fark ettirdiğinden daha çok deliyim!

Crazy…
Deli…

Crazier… than… me…
Daha deli… Kendimden de…

[Part II]
Bölüm II

All we are is all we are-
Biz neysek, hepimiz oyuz;

Featureless, with inside scars.
İçindeki izlerle niteliksiz.

We sink through walls.
Duvarlar boyunca batıyoruz.

And float right through it all.
Ve her tarafa süzülüyoruz.

If all we are is what they say,
Eğer hepimiz onların dedikleriysek,

We’ll become them, along the way.
Yol boyunca onlara dönüşeceğiz.

Who were we, before we were ashamed?
Utanç duyulan olmadan önce, biz kimdik?

Don’t tell them the cause between fragments of all of us.
Hepimizin arasındaki parçaların sebebini onlara söyleme.

Still the rain to rhyme the reason.
Hala kafiyenin nedeni olan bir yağmuru.

Take some time to find the one.
Birini bulmak için biraz zaman harca.

To find the soul to make me god enough.
Beni yeterince Tanrı yapacak ruhu bulmak için.

That I could save us all!
Bununla hepinizi kurtarabilirim!

And do you love me, now that?
Ve beni seviyor musun, şimdi?

I can save us all?
Hepimizi kurtarabilirim?

Do you love me, now that?
Beni seviyor musun, şimdi?

I can save us all?
Hepimizi kurtarabilirim?

Do you love me now?!
Şimdi beni seviyor musun?!

[Part III]
Bölüm III

If you’ll just stand over here,
Eğer burada öylece oturacaksan,

We’ll find a place where you can waste away.
Sana gittikçe yıpranabileceğin bir yer bulacağız.

Sorry it’s not what you sought.
Üzgünüm bu senin aradığın değil.

But superstition is all we brought, today.
Ama batıl inanç, bugün bizim tüm neden olduklarımızdır.

I’ll return you to the wind,
Seni rüzgara geri götüreceğim,

For circumstantial assurances, love!
İkinci derecede güvenceler için, sevgiler!

Sold the sea to buy the ship –
Gemiyi almak için denizi sattım.

I think I may have fucked up things, again!
Sanırım yeniden bir şeyleri mahvetmiş olabilirim!

Found a way to make your soul alive –
Ruhunu canlı tutmak için bir yol bul-

To make you slight!
Kendini hafif yapmak için!

So, who will be the first in line?!
O zaman, kim bu çizgide ilk olacak?

This was all an unfortunate mistake.
Bu hepsi bahtsız bir hataydı.

Do you recall a little bit of innocence?
Saflığın birazcığını hatırlıyor musun?

A time that we could still forgive, and forget.
Bizim hala affedebileceğimiz bir anı, ve unutacağımız.

I remember plastic pills, and crystal balls.
Plastik haplar hatırlıyorum, ve kristal topları.

Within syringes, filled – filling up with algorithms, circuitry,
this fluid frame has shown me things I fear…
Şırıngaların içinden aligoritmalar, devre sistemi parçalarıyla dolmuş-
doldurulmuş bu akışkan çerçeve, korktuğum şeyleri gösterdi bana…

I know…
Biliyorum…

I believe…!
İnanıyorum…!

So, who will be the first in line?!
O zaman, kim çizgide ilk olacak?

[Part IV]
Bölüm IV

We’re not there.
Orada değiliz.

We’re not there.
Orada değiliz.

Don’t look at them!
Onlara bakma!

Don’t look – stare with your menacing cinder eyes.
Tehditkâr, kor gözlerinle bakma- gözlerini dikme.

At the least of us, who have given our lives.
En azından biz, bizlere hayatlarımızı vereniz.

We are the same.
Aynıyız.

Where the sanguine ought to be,
İyimserlik nerede olması gerekliyse,

We pale in the light we bend.
Boyun eğdiğimiz ışıkta sararıyoruz.

Oh, enough said!
Oh! Yeterince söyledim!

Where is the love, you liar?!
Aşk nerede, seni yalancı!

Rishloo

Sitemizde sanatçıya ait toplam 2 Şarkı Çevirisi bulunuyor. Sanatçının sayfasına gitmek için tıklayın.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.